Nesin Vakfı

Sevgili Hüseyin'i on yıl önce filan tanıdım. Bir akşamüstü Vakf'a çıkageldi. Almanya'dan Vakıf için bağış toplamış, onu verdi. Kendisi de ayrıca yüklü bir bağışta bulundu. Çok zor bir zamanımızda yetişmişti.

Uzun uzun konuştuk. Müthiş heyecanlıydı, enerji dolup taşıyordu, "barut gibi" denilenlerdendi, ama çok da canayakındı. Belli ki içi dışı bir olanlardan, yalana dolana başvurmayanlardandı. Ne kazanmışsa alnının teriyle kazanmıştı. Hayatta tek başınaydı.

Zekası gözlerinden fışkırıyordu. Masmavi gözleriyle kocaman işçi parmakları arasındaki tezat uç seviyede etkileyiciydi. Bir zaman sonra cebinden bir miktar para daha çıkarıp Vakf'a bağışını artırdı. Bir işçiden bu kadar çok bağış almak beni rahatsız etti ama onu kırmamak için hayır diyemedim. Yarım saat sonra ayağa kalkıp biraz daha bağış vermeye yeltenince, "dur," dedim, "bir kişiden bu kadar bağış yeter!" Suçlu bir çocuk gibi oturdu yerine.

Bu kadar az zamanda bir insanı hiç bu kadar sevmemiştim. O gün bu gün, Hüseyin'i kardeşim gibi bilirim.

Her Almanya'dan gelişinde Vakf'a uğrardı, çocuklara paket paket çikolata getiridi, işçilere tulumlar, aletler hediye ederdi. Bana da sağolsun sevdiğim sigaralardan getirirdi.

Ölümünden birkaç gün önce evime geldi. Bir saati aşkın bir süre sohbet ettik. Matematik Köyü'ne bir ev yaptırmak istediğini söyledi. Kaç para tutar diye sordu. 30.000 dedim. Aslında nerdeyse iki misli tutuyor ama gerçek fiyatı söyleyemedim.

-          Tamam, dedi. Ne zaman başlanır eve?

-          Ekim'de başlarız.

-          Başlangıç olarak Ekim'de 10.000 versem olur mu? Sonra peyderpey tamamlarım üstünü.

-          Tamam, dedim, anlaştık.

Sonra tatile gitti. İki günde bir gittiği yerlerden beni arıyordu. Yaşam sevincine ve bitmek bilmeyen enerjisine yenilebileceğini sezdim konuşmalarımızdan. 48 saatte 3 saat uyuduğunu söyledi. Uyumaya da niyeti yoktu. Eski Yunan yarıtanrıları gibi doğa yasalarına karşı çıkmaya çalışıyordu. Hiç söz dinleyecek durumda olmadığı belliydi.

Ölüm haberi beni yıktı. Ve ona kızdım da öldüğü için. Hala daha kızıyorum. Ölmeye hakkı yoktu, yapacak çok işlerimiz vardı.

Matematik Köyü'ne gelenler Hüseyin kardeşimin adını göreceklerdir.

Ali Nesin

www.nesinvakfi.org

www.foenes.uni-bremen.de