Forum

ALMANYA`DA YAŞAYAN "KAYITSIZ" GÖÇMENLER

Biliyorsunuz, bir yandan belli yaşam koşulları yüzbinlerce-milyonlarca insanı Avrupa gibi gelişmiş ülkelere göçe zorlarken Avrupa da her türlü yasal, diplomatik, askeri, teknik ve baskıcı yöntemlerle her yıl onbinlerce insanın ölümünü göze alarak kaçınılmaz göçü yalnızca kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda kontrol altına almaya çalışıyor.

İşlerine yaracak küçük bir kesim dışında kalanlar için Avrupa duvarlar örüyor, Avrupa'ya/Almanya'ya bir şekilde gelmeyi başaranlar da bir an önce ülke dışı edilmeye çalışıyor. Herşeye rağmen Almanya'da 500.000 ile 1 Milyon arasında (Berlin'de 100.000) göçmenin kayıtsız/illegal yaşadığı tahmin ediliyor. Bu insanların varlığı hiç bir statü ile kabul edilmediği için, yaşamsal hiç bir hizmetten/imkandan (okul, sağlık, iş, konut) yararlanamadıkları gibi onlara yardım etmek bile ikamet yasasının 96. maddesine göre suç sayılıyor.

İkamet yasasının ihbar maddesi olarak bilinen 87. maddesine göre her daire görevlisi bir yabancı hakkında (mesela "illegal" yaşadığını ) yabancılar dairesine bildirmek zorunda. Bir çocuk bir okula kaydedildiğinde okul, çocuğun ikamet izni yok ise, yabancılar dairesine bildirmek zorunda. Bir kaç ay önce Berlin'de yürürlüğe giren "Schülerdatei" adlı yasa bu tür olayları daha hızlı bir şekilde tespit edeceğinden kaygı duyulduğu için eleştirilere neden oldu. Yabancilar dairesinin yapacağı ilk iş hemen polisi devreye sokup çocuğu ve ailesini bir an önce Almanya dışına çıkarmak olacaktır.

Bu duruma duyarsız kalmayan bir çok grup ve insan "kayıtsız" yaşayan göçmenlerle ilgili çok değerli çalışmalar yapmaktalar. Örneğin, Berlin'de bir çok grubun oluşumunda yer aldığı "Arbeitskreis undokumentierte Arbeit bei Ver.di" kayıtsız göçmenlerin iş hayatındaki durumları ile ilgili kamuoyu ve dayanışma çalışmaları yapmaktadır.

Bu gruptan bir konuşmacıyı 14 Haziran pazar günü saat 18:00'de Allmende'de yapılacak olan bilgilendirme ve tartışma toplantısına davet ettik. Toplantıda "kayıtsız" yaşayan göçmenlerin hak arama mücadeleleri ile ilgili kısa bir film gösterildikten sonra bilgilendirme ve tartışma yapılacaktır.

Bütün Allmendelileri ve diğer bütün ilgili insanları bu toplantıya yoğun bir şekilde katılmaya davet ediyorum

G. Bali

"Der Paß ist der edelste Teil von einem Menschen. Er kommt auch nicht auf so einfache Weise zustande wie ein Mensch. Ein Mensch kann überall zustande kommen, auf die leichtsinnigste Art und ohne gescheiten Grund,
aber ein Paß niemals. Dafür wird er auch anerkannt, wenn er gut ist, während ein Mensch noch so gut sein kann und doch nicht anerkannt wird."

(Bertolt Brecht, Flüchtlingsgespräche)

Allmende bir çatı örgütüne üye olmalı mı? 

Epeydir kafamızda varolan bir soruyu geçtigimiz günlerde yaptığımız bir toplantı ile açmaya çalıştık: Allmende herhangi bir çatı örgütüne üye olmalı mı? Olacaksa bu hangi örgüt olabilir?

Kendi adıma bu tartışmanın başlatılmasından mutluluk duydum, çünkü en azından birinci soruya yanıt ararken, kendimizi tanımlama ve gerekliliği açıklamak gibi bir kaygımız oluyor.

Evet, Allmende - Alternatif Göçmen Politikaları ve Kültür Evi´ ni nasıl anlatabiliriz, tabii bunun için tüzüğümüz, ilkelerimiz yazılı olarak var, fakat tartışma daha çok bu isimle pratikte ne yapıp yapmadığımız, hatta üye profilimizle ilgili.

Konu bir yönüyle doğrudan göç ve göçmenlerin örgütlenme tarihçesiyle yakından ilişkili: Bu nasıl oluyor, tartışma esnasında benim gözlemlediğim, Allmende olarak göçmen politikalarında alternatif oluşturamadığımız, hatta, bu konuda dernek içinde bile bir konsensus olmadığı, bu tez bana kalırsa bir parça doğru, bir parça da kendimizi nasıl algıladığımızla ilgili. Derneğin kendine ait bir göç politikası üretmemiş olması da bir neden olarak ileri sürüldü. Ancak ben bu politikanın yaşam içinde oluşturulacağını düşünüyorum, yoksa önce politikamızı oluşturalım, ondan sonra dışa açılalım anlayışı ile yaşamın ve bırakın gündemi saptamayı, gündeme reaksiyon göstermeyi bile başaramayacağımızı düşünüyorum. Pek çok anlamlı ve gerekli konuları göç politikaları çalışma grubu gündemine almış durumda ve derneğin bu doğrultudaki etkinlikleri sürecek.

Sanıyorum biz belki diğer göçmen derneklerinden farklı olarak, hem kitlesel hem de kurumsal bir dernek olmaya çalışıyoruz. Güçlü olduğumuz yanların başında üyelerimiz, kağıt üstünde değil, gerçekten varolan üyelerimiz ve bu arkadaşların kendilerini derneğin ismiyle örtüştürmeleri - kendi kimliklerini kaybetmeden- bu aynı zamanda hedeflerimizle ilgili çalışmalarda vazgeçilmez unsur olan motivasyonu beraberinde getiriyor. Kuruluşumuzdan bu yana bu konuda belli uyuşmazlıklar oldu, Allmende´nin kendisini bir sivil toplum örgütü olarak algılayabilmesi, hedeflerimiz, çalışma alanlarımız politik, ama politik parti olmadığımız, bu tabii geçmiş dönemlerde Batı Avrupa´da özellikle Türkiyelilerin, oluşumlarında bizzat bulunmuş arkadaşların sahip olduğu deneyimlerden de bir parça etkileniyorlar. Evet Allmende, kendisini yasal terminolojide kullanıldığı üzere göç ülkesi olarak tanımlayan, gerçekliği ise henüz bu kavram, saptama ile barışık olmayan bir toplumun sadece bir şehrinde, boyuna posuna bakmadan sivil demokratik bir yapılanma içinde alternatif göç politikları geliştirmeye çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. bunun anlamı şu: Bu anlayış ve ilkeler doğrultusunda çalışmalar yapan kurum ve derneklerle ortak paydalarda buluşabilmek, yoksa sivil toplum örgütleri olarak, ki biz alternatiflerimizi değişim için oluşturacağız, toplumsal değişim, eşit haklılık ve toplumsal adalet, hakkaniyet, temelinde toplumda değişim sağlamak. En azından bu nedenle Allmende´nin bu ilkeler çerçevesinde diğer örgütlerle ortak çalışması, bir bütünlük sergilemesinde yarar görüyorum. Bu bütünlüğün sağlanması bir çatı örgütüne üye olmak ile olabilir, ama dernek olarak ortak kanı farklı da olabilir, denilebilir ki Allmende sadece eylemde ortaklık arar, bu da mümkün, ancak sonuçları bir çatı örgütüne üye olmaktan, etkinliğini artırabilmek bakımından daha az etkili olur.

Bu tür bir derneğin sadece üye gelirlerinden kendini finansmanı uzun vadede mümkün değil, eee hiç birimizde sürekli köfte ekmek satmak istemiyor, düşünsel faaliyetlerimizin artmasını istiyoruz, onun da ötesinde gelip geçici bir dernek değil, kalıcı bir dernek olmak istiyoruz ve sesimizi duyurmak istiyoruz. Bu sorunun çözümü ise, derneğin giderlerinin üye aidatlarından da öte projelerle finansmanı, derneğin çalışanının olması ve bunun finanse edilmesi. Hayal kurmayalım, bugüne kadar çalışmaları gönüllülük temelinde yürüttük, hepimizde bu çalışma sonucu ortaya çıkandan memnun, dört senedir faaliyetlerimizi, bazen aksasa da sürdürüyoruz, bunu küçümsememek gerek, hepsi gönüllü çalışma temelinde oldu bu çalışmaların. Eğer daha profesyonel çalışmak istiyor, adımıza yaraşır bir şekilde göç ve göçmenlik konularında sözü dinlenir bir kurum olmak istiyorsak, kurumsallaşmaktan, projeler üretmekten korkmamak gerek, bu konuda kaygılar olduğunu biliyorum, proje verirsek ilkelerimizden taviz vermek zorunda kalır mıyız diye, bir bağımlılık ilişkisi doğar mı diye, ben bu kaygıyı anlıyorum, ama pratiktan yola çıkıp yanıtlarsam, bugüne kadar verdiğimiz hiç bir projede ilkelerimizden ödün vermedik, tüzüğümüzde ve derneğin tanıtımında geçen ilkelerimiz projelerle birlikte başvurduğumz her yere gitti. Tüm bunlar çok fazla proje finansmanı sağlayamamış olmanın nedenlerinden birisi. Ama bununla da yaşamak zorundayız, buna çözüm üretmeliyiz, ilkelerimizden ödün vermeyeceğimize göre, bunu Berlin`de varolan bize yakın örgütlerle ortaklaşa çalışmalarımızı güçlendirerek, var olduğumuzu kamuoyuna göstererek, toplumsal bir saygınlık kazanarak ulaşabiliriz,Yoksa kendi kabuğu içine çekilerek, ille de ilkelerimiz ve Allmende inatlaşması ile değil, bu ancak Allmende´nin kendini daraltmasına yol açar.

 

PS: Bu yazıda bazı kavramların Allmende üyeleri için ne anlam ifade ettiği gibi bir tartışmaya girilmemiştir. Bu kavramlarla ilgili asgari ölçüde bir konsensusun varlığından yola çıktım. Örnek vermek gerekirse: Allmende üyeleri sosyalist mi komünist mi? Ben hepimizin en azindan demokrat, antifaşist ve anti-ırkçı olduğunu, bu bilinç ve sorumlulukla böyle bir dernekte bulunduğumuzu düşünüyorum.

K. Karcı


ALLMENDE İLE İLGİLİ ŞİMDİYE KADAR YAPILAN
TOPLANTILARIN VE ÖNERİLERİN BİR ÖZETİ

Bu yazıyı kaleme almamın amacı kesinlikle gaz vermek degil. Son zamanlarda hepimizin sık sık dile getirdiği motivasyon kaybı, yerimizin kültürevi mi yoksa politik çalışmayı esas alan bir yer mi olacağı konusundaki kaygılar, kiranin getirdiği ekonomik külfetin altından kalkabilirmiyiz kaygısının tartışmalarımızın önüne geçmesinden dolayi ve şu ana kadar yaptığımız toplantılarda dile getirdiğimiz önerilerin toparlanması, tartışılabilmesi açısındandır.

1. Çağrılarımızda politik, ekonomik ve sosyal konjonktüre değindiğimiz için bu yazı içerisinde es geçeceğim. Biz toplantılarımızda daima dünyadaki yaşadığımız ve yakın çevremizdeki gelişmelerden (negatif anlamda) rahatsızlığımızı ve öfkemizi dile getirdik.

2. Son 15 sene içerisinde neoliberal polıtıkaların dayattığı sosyal ve ekonomik kısıtlamaların, toplumun geniş kesiminde yarattığı öfkenin varlığından bahsettik.

3. Gidişata örgütlü muhalefet edebilecek, müthiş dinamizmi içinde barındıran, hepimize heyecan, hırs ve zevk verecek oluşumun bileşimleri olan, geniş tecrübelere sahip, birikimleri olan, yetenekli ve becerikli geniş çevremizin varlığının bilinci ile harekete geçtik.

Bizler bu üç noktanın bileşimini oluşturacak ve hepimizin müthiş haz alacağı bir oluşum için aylardır biraraya geliyoruz ve sohbetler yapıyoruz.

Hakim güçler neoliberal politikaların paradigması olan bireyciliği, çıkarcılığı, çaresizliği, duyarsızlığı ve en nihayetinde alternatifsizliği modern yaşam biçimi olarak dayatıyorlar. Yaşamın her alanında milyarları harcayarak dayanışmanın, toplumsal düşünmenin, paylaşmanın artık modasının geçtiğinin propagandasını yapıyorlar.

Sohbetlerimizde biz, bu neoliberal değerlerin insan ilişkisinde ve davranışlarında yarattığı tahribatlara karşı, özgürlükçü, eşitlikçi, sosyal adaletten yana yeni bir politik kültürün adımlarının atılmasını hedefledik.

Sosyal adaletsizliğe, halklara yönelik saldırılara, sermayenin küreselleşmesine ve savaş politikalarına karşı daha etkili olabilen, fikir üreten, inisiyatif koyma yeteneğine sahip olan bir girişimi hedefledik.

Gelelim bu güne kadar çalışmalarımıza yönelik yapılan önerilere:

1.Yerimizin aktivitelerine yönelik

  • Günlük buluşma ve sohbet yeri
  • Hergün öğle ve akşam yemekleri, haftasonları kahvaltı
  • Gençlik çalışması, kendi eğilimlerine olanak sunmak
  • Çocuk köşesi veya odası
  • Eğlence yeri; ayda birgün eğlence düzenlenmesi
  • Toplantılara ve panellere yer ve zaman sunmak
  • Sosyal danışmanlık
    • İşsizlere yönelik,
    • Hukuksal alanda,
    • Gençlere yönelik,
    • Eğitim vs. konularında
  • Kooperatif oluşturmak (tüketime dayalı)
  • Kültürel ve sanatsal faaliyetler
    • Okuma akşamları,
    • Tiyatro,
    • Film gösterisi,
    • Müzik kursları,
    • Halk dansları kursları
  • Çalışma gruplarının toplanabılmeleri için yer ve zaman
        • Eğitim konusunda
        • İşpazarı politikaları konusunda
        • Nasıl bir toplum hedefliyoruz ?
        • Hukuksal konumumuz üzerine
        • Sosyalforum toplantıları
        • Sol Parti Kreuzberg-Friedrichshain toplantıları
    • Projelerin üretilmesi ve yer bulabilmeleri

2. Politik çalışmalar

Bu konuda yapmış olduğumuz sohbetlerimizde, yapacağımız çalışmamızla, söylemlerimizle, davranış biçimimizle alternatif sol göçmen hareketi oluşturmayı esas aldık.

Oluşumumuzun yapacağı grup çalışmaları ile var olan göçmen derneklerinin hem alternatifi hemde kendimize ve çalışmalarımıza yakın gördüklerimizle dayanışmayı sohbetlerimizde dile getirdik.

Şu ana kadar sohbetlerimizde, eksik kalan bizim politik duruşumuzun oluşturacağımız çalışma gruplarında netleşeceği ön görüldü. Örneğin:

•  Göçmenlik olgusu üzerine,

•  Bizim kendimizi bu toplumda nasıl gördüğümüzle ilgili,

•  Nasıl bir Almanya istiyoruz vs.

Bizim çalışmalarımız tabiki sadece göçmen politikaları ile sınırlı kalmayacak. Yaşama dair tüm gelişmeler bizim çalışmalarımızın içeriğini oluşturacak.

•  Sosyal kısıtlamalar,

•  Savaşlar, barış politikaları,

•  Sermayenin küreselleşmesine karsı çalışmalar,

•  Dünyadaki gelişmeler,

•  Irkçılık vs.

3. Sosyal alanda çalışma

Oluşumumuzun içerisinde bu konuda çalışma yapabilecek müthiş bir potansiyele sahibiz. Ve biz zaten bu oluşumla var olan potansiyellerimizi harekete geçirmeyi hedef aldık. Bu anlamda aşağıda, konuşmalarımızdan çıkan çalışma alanları yapacağımız çalışmaları kapsıyor.

•  Danışmanlıklar

•  İşsizlik üzerine,

•  Kiracı sorunları,

•  Eğitim üzerine,

•  İş hukuku üzerine,

•  Gençlik sorunları üzerine,

•  Aile sorunları üzerine

•  Toplantılar

•  Ailerle,

•  Gençlerle,

•  Semtsakinleri ile,

•  Emeklilerle,

•  Kadınlarla

•  Gençlere ve çocuklara yönelik

•  Derslere yardım,

•  Dil kursu vs.

4. Kültürel çalışma

Belirli aralıklarla yapacağımız kültürel faaliyetlerle hem bu alanda eksik olan yeri dolduracağız, hemde eğilimler oluşturmaya yardımcı olacağız. İçinde bulunduğumuz ekonomik darboğazda bu yönümüzü son zamanlarda müthiş boş bıraktık. Bu boşluğu doldurmak için yapmak istediklerimiz.

•  Okuma akşamları,

•  Paneller,

•  Sinema gösterimleri,

•  Tiyatro grubu

•  Maç seyretmeler

5. Ekonomik alanda çalışma

Günümüzde insanlarımızın angajelerini, motivasyonlarini, yaşama bakışlarını ekonomik durumları büyük ölçüde belirliyor. Yapacağımız çalışma bizim bu sorunlarımıza mümkün olduğu kadar çözüm getirme yönünde olmalı. Diğer taraftan bu toplum modeli içerisinde bu sorunların emekçilerin istemleri yönünde çözüme kavuşmayacağının çalışmalarını da yapacağız. Bu alandaki çalışmamız tabiki sadece üyelerimize yönelik olmayacak. Oluşumumuzun ayakta kalabilmesi için önemli.

Her ay bir araya getirmemiz gereken bir meblağ var ( 1300 €). Şu anda elimizde bir 300 € var. Bunun dışında üye aidatlari belirli bir miktarı karşılayacak (belli değil). Üye konusunda kendimize hedef olarak 100 üyeyi belirledik. Ayrica öneri olarak tüketime dayali kooperatif düşüncesi belirtildi. Bunlara ek olarak kantin faaliyeti ve bağış çalışmaları bizim ekonomik darboğazdan kurtulmamız için önemli öneriler.

A. Beyazkaya